19 Haziran 2026 Cuma

Milliyetçi Seçmende Yeni Adres-Yılmaz Parlar

  

Milliyetçi Oylarda Yeni Merkez, Zafer Partisi

Gençler Ve Kadınlarda Dikkat Çeken Yönelim: Zafer Parti Etkisi

SER-AR Anketinde Zafer Partisi Sürprizi Yüzde 8 Sınırına Dayandı

Türkiye siyasetinde dengeleri değiştirebilecek yeni bir tablo ortaya çıktı. SER-AR Araştırma'nın 16-18 Haziran tarihlerinde gerçekleştirdiği son genel seçim anketinde Zafer Partisi yüzde 7,9 oy oranıyla dikkat çeken bir yükseliş sergiledi.

Anket sonuçlarına göre Zafer Partisi, İYİ Parti'yi geride bırakırken MHP ile arasındaki farkı da oldukça daralttı. Siyasi kulislerde bu sonuçlar, "milliyetçi seçmende yeni bir merkez mi oluşuyor?" sorusunu gündeme taşıdı.

Genç Seçmende Dikkat Çeken Hareketlilik

Son yıllarda özellikle düzensiz göç, sınır güvenliği, liyakat ve milli egemenlik konularında yürüttüğü söylemle öne çıkan Zafer Partisi'nin genç seçmenler arasında görünürlüğünü artırdığı değerlendiriliyor.

Üniversite gençliği ve ilk kez oy kullanacak seçmenler arasında sosyal medya etkisini güçlü kullanan partinin, geleneksel siyaset dilinden uzak iletişim modeliyle yeni kuşak seçmene ulaşabildiği ifade ediliyor.

Kadın Seçmende Yeni Arayış

Siyasi gözlemciler, özellikle Atatürkçü, laik ve Cumhuriyet değerlerine bağlı kadın seçmenlerin son dönemde farklı siyasi alternatiflere yöneldiğine dikkat çekiyor.

Kadın hakları, güvenlik, hukuk devleti ve Cumhuriyet değerleri konularında yapılan tartışmalarda Zafer Partisi'nin daha görünür hale gelmesi, partinin kadın seçmenler arasında da konuşulan siyasi aktörlerden biri olmasına katkı sağlıyor.

Bu eğilimin dikkat çekici örneklerinden biri ise Pendik'te düzenlenen Atatürkçü Kadınlar buluşması oldu. Yoğun katılımla gerçekleşen etkinliğin ardından, çok sayıda kadın seçmenin Zafer Partisi'ne ve Genel Başkan Ümit Özdağ'ın ortaya koyduğu siyasi vizyona daha fazla ilgi göstermeye başladığı değerlendiriliyor.

Özellikle güvenlik, milli egemenlik, laik Cumhuriyet ve Atatürk ilke ve devrimleri konularındaki net duruşun, kadın seçmen nezdinde karşılık bulduğu ifade ediliyor.

Siyasi çevrelerde yapılan değerlendirmelerde, kadın seçmende oluşan güven ve sempati artışının Zafer Partisi'nin son dönemdeki yükselişine önemli katkı sağladığı belirtiliyor.

Cumhuriyetçi ve Atatürkçü kadınların siyasette daha güçlü temsil ve daha kararlı bir duruş beklentisinin, Zafer Partisi'nin toplumun farklı kesimlerinden aldığı desteği artıran önemli unsurlardan biri olduğu vurgulanıyor.

Özellikle son dönemde ortaya çıkan siyasi tablo, kadın seçmenin yalnızca seçim sonuçlarını etkileyen bir unsur değil, aynı zamanda yeni siyasi yönelimlerin belirlenmesinde de önemli bir rol üstlendiğini gösteriyor.

Milliyetçilikte Yeni Dönem Tartışması

SER-AR'ın paylaştığı değerlendirmede, Türkiye'de yükselen milliyetçi eğilimlerin CHP'den uzaklaşan seçmenlerin bir bölümünü Zafer Partisi ve İYİ Parti eksenine taşıdığı vurgulanıyor.

Bu tablo, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ tarafından uzun süredir dile getirilen "milliyetçi seçmenin yeniden yapılanması" tezini güçlendiren bir gelişme olarak yorumlanıyor.

Siyasetin Yeni Sorusu

Henüz seçim süreci başlamamış olsa da ortaya çıkan sonuçlar, Türk siyasetinin önümüzdeki dönemde yalnızca iktidar-muhalefet ekseninde değil, milliyetçi seçmenin yeni tercihi üzerinden de şekillenebileceğine işaret ediyor.

Zafer Partisi'nin yükselişinin kalıcı bir siyasi dönüşüme mi işaret ettiği, yoksa dönemsel bir çıkış mı olduğu önümüzdeki aylarda açıklanacak yeni araştırmalarla daha net görülecek.

Ancak bir gerçek var ki; son anketler Zafer Partisi'ni artık siyasi denklemin kenarında değil, merkezindeki aktörlerden biri olarak tartışmaya başladı.

yilmazparlar@yahoo.com

A New Address for Nationalist Voters

A New Center of Gravity in Nationalist Politics: The Victory Party

A Remarkable Trend Among Youth and Women: The Victory Party Effect

Victory Party Surprise in the SER-AR Poll, Approaching the 8 Percent Threshold

A new political landscape that could reshape the balance of power in Turkish politics has emerged. According to the latest nationwide survey conducted by SER-AR Research between June 16 and June 18, the Victory Party (Zafer Partisi) reached 7.9 percent support, attracting significant attention with its upward momentum.

According to the survey, the Victory Party has surpassed the Good Party (İYİ Party) while significantly narrowing the gap with the Nationalist Movement Party (MHP). These findings have sparked discussions in political circles about whether a new center of attraction is emerging among nationalist voters.

Growing Momentum Among Young Voters

In recent years, the Victory Party has gained increasing visibility among younger voters through its strong positions on irregular migration, border security, meritocracy, and national sovereignty.

Political observers suggest that the party has successfully connected with university students and first-time voters by utilizing social media effectively and adopting a communication style that differs from traditional political discourse.

A New Search Among Women Voters

Political analysts point out that women who strongly identify with the principles of Mustafa Kemal Atatürk, secularism, and the values of the Republic have increasingly begun exploring alternative political options.

As discussions surrounding women's rights, public security, the rule of law, and republican values continue to gain importance, the Victory Party has become one of the political actors attracting growing attention among female voters.

One of the most notable examples of this trend was the Atatürkist Women's gathering held in Pendik. Following the event, many women were reported to have shown greater interest in the Victory Party and in the political vision presented by Party Chairman Ümit Özdağ.

Observers argue that the party's firm stance on security, national sovereignty, secular republican principles, and the reforms and ideals of Mustafa Kemal Atatürk has resonated strongly with many women voters.

Political circles further suggest that the increase in confidence and sympathy among female voters has played an important role in the party's recent rise. Expectations among republican and Atatürkist women for stronger representation and a more determined political stance are increasingly viewed as factors contributing to the Victory Party's expanding appeal across different segments of society.

Recent developments indicate that women voters are not only influencing electoral outcomes but are also playing a significant role in shaping new political directions and emerging voter alignments.

Debate Over a New Era in Nationalist Politics

According to SER-AR's assessment, the rise of nationalist sentiment in Turkey has led a segment of voters moving away from the Republican People's Party (CHP) toward both the Victory Party and the Good Party.

Supporters of the Victory Party view these developments as reinforcing Chairman Ümit Özdağ's long-standing argument that Turkey's nationalist electorate is undergoing a process of political realignment.

The New Question in Turkish Politics

Although the next election period has not yet officially begun, the emerging data suggest that Turkish politics may increasingly be shaped not only by the traditional government-opposition divide but also by the evolving preferences of nationalist voters.

Whether the Victory Party's rise represents a lasting political transformation or merely a temporary surge will become clearer through future surveys and political developments in the months ahead.

One thing, however, appears increasingly evident: recent polling results suggest that the Victory Party is no longer being discussed as a political force on the margins, but rather as an increasingly influential actor within the center of Turkey's political debate.

yilmazparlar@yahoo.com

4 Mayıs 2026 Pazartesi

Siyasette Kıskançlık Sendromu -Yılmaz Parlar

 

 Siyasette Kıskançlık Sendromu

Saha Odaklı Siyaset Tarzıyla Ümit Özdağ Neden Kıskanılıyor?

“Baş” ile “Kelle” Arasındaki Fark

Kıskancın Başı Değil Kellesi Vardır.

Başda Beyin Bulunduğu İçin Güler

Kellenin Beyni Satıldığı İçin Sırıtır

Algı ile akıl arasındaki mücadele derinleşirken, siyaset sahnesinde “düşünenler” ile “tepki verenler” arasındaki ayrım giderek belirginleşiyor.

Siyasi Bağlam

Ümit Özdağ ve Zafer Partisi etrafında oluşan tartışmalar da bu çerçevede değerlendirilebilir.

Destekleyenler, bunu bir “alternatif üretme çabası” olarak görürken, karşıt görüşler çoğu zaman eleştiriden çok tepki üretme eğiliminde kalıyor.

Burada dikkat çeken nokta şu, Eleştiri ile kıskançlık arasındaki çizgi giderek bulanıklaşıyor.

Siyaset sadece projelerin değil, aynı zamanda psikolojilerin de yarıştığı bir alan.

Saha Odaklı Siyaset Tarzı

Saha Odaklı Siyaset Tarzı Ümit Özdağ Saha Verilerine Dayalı Siyaset Tarzı Olarak Değerlendiriliyor.

Son dönemde yaşanan tartışmalar, klasik bir gerçeği yeniden hatırlattı: Kıskançlık, çoğu zaman fikir üretiminin değil, fikir eksikliğinin sonucudur. “Kıskancın başı değil kellesi vardır” ifadesi, ilk bakışta sert bir söz gibi görünse de aslında günümüz siyasetinde yaşanan bir durumu oldukça net özetliyor.

Anadolu’yu karış karış gezerek esnafın, STK’ların ve yerel aktörlerin nabzını yerinde tutan Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, sahadan elde ettiği gözlemlerle Türkiye’nin gerçek gündemini analiz etmeye ve çözüm önerileri geliştirmeye devam ediyor.

Siyasi tartışmaların çoğu zaman ekranlar ve sosyal medya üzerinden yürüdüğü bir ortamda, Özdağ’ın doğrudan saha temasına dayalı politik dili, destekçileri tarafından “gerçekçilik ve veri temelli siyaset” olarak değerlendirilirken; eleştirel çevrelerin bir kısmı ise bu çıkışı farklı yorumlayabiliyor.

Ancak tüm bu farklı bakışlara rağmen, siyasette giderek daha belirgin hale gelen ayrım; sahaya inen, veri toplayan ve çözüm üreten yaklaşım ile yalnızca tepki ve algı üzerinden hareket eden siyasi refleksler arasındaki fark üzerinden şekilleniyor.

 Bu çerçevede Özdağ’ın saha odaklı siyaset tarzı, Türkiye’de siyasi tartışmaların yönünü belirleyen önemli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.

Toplumu Yönlendiren Liderler

Toplumu yönlendiren liderler ile sadece tepkisel hareket eden aktörler arasındaki fark, burada ortaya çıkıyor.

Zihinle yaklaşan, Zihin İle Yaklaşım- Düşünür üretir, strateji kurar

Tepkiyle hareket eden, Sorgulamadan Tepki Verir, taklit eder, yönlendirilir

Bu ayrım yalnızca bireyler arasında değil, siyasi hareketler arasında da gözlemleniyor.

Toplumda iki yaklaşım öne çıkıyor; Analiz edenler ,Tepki verenler

Özellikle yükselen siyasi figürlere yönelik eleştirilerin büyük kısmı, çoğu zaman yapıcı olmaktan ziyade refleksif ve duygusal bir zeminde gerçekleşiyor.

Toplumda iki tip yaklaşım belirginleşiyor: Beyni olan güler: Olayları analiz eder, anlamlandırır ve sağduyu ile yaklaşır. Beynini satan sırıtır: İçeriği sorgulamaz, sadece görüntü verir.

Bu durum, sosyal medyada da açıkça görülüyor. Gerçek tartışmaların yerini çoğu zaman sloganlar, etiketler ve yüzeysel tepkiler alıyor.

Geniş Perspektif

Siyasetin sağlıklı ilerleyebilmesi için eleştiri şarttır. Ancak eleştiri; bilgiye, veriye ve akla dayanmadığında, yerini kolayca kıskançlık ve itibarsızlaştırma çabalarına bırakır. Bu da toplumsal tartışma kalitesini düşürür. Sonuç olarak mesele basit ama derin:

Siyasette asıl ayrım ideolojilerden önce zihniyetler arasında oluşuyor. Düşünenler ile tepki verenler… Gülenler ile sırıtmakla yetinenler… Ve belki de en önemlisi: Baş olanlar ile sadece kelle taşıyanlar arasında. “Beyni olan güler… Beynini satan sırıtır.”

yilmazparlar@yahoo.com

Jealousy Syndrome in Politics

Why is Ümit Özdağ envied for his field-oriented political style?

The Difference Between "Head” and "Skull”

The jealous person has not a "Head" but a "Skull”
Because the "Head” contains a brain, it laughs.
The "Skull” grins because its brain has been sold.

As the struggle between perception and intellect deepens, the distinction between “those who think” and “those who react” becomes increasingly evident on the political scene.

Political Context
The debates surrounding Ümit Özdağ and the Zafer Party can also be evaluated within this framework.

While supporters see this as “an effort to produce an alternative,” opposing views often tend to produce reactions rather than genuine criticism.

The noteworthy point here is that the line between criticism and jealousy is gradually blurring.

Politics is an arena not only of projects but also of psychologies.

Field-Oriented Political Style

Ümit Özdağ’s field-oriented political style is regarded as a style of politics based on field data.
Recent debates have reminded us of a classic truth: Jealousy is most often the result of a lack of ideas, not the production of ideas. The statement, “The jealous person has not a 'baş' but a 'kelle',” may seem harsh at first glance, but it actually summarizes a situation occurring in today's politics quite clearly.

Ümit Özdağ, the leader of the Zafer Party, who travels extensively across Anatolia, monitoring the pulse of tradesmen, NGOs, and local actors on the ground, continues to analyze Turkey's real agenda and develop solutions based on his field observations.

In an environment where political debates are often conducted through screens and social media, Özdağ's political language, based on direct field contact, is seen by his supporters as “realistic and data-driven politics,” while some critical circles interpret his stance differently.

Despite all these differing views, the distinction becoming increasingly evident in politics is shaped by the difference between an approach that goes into the field, collects data, and produces solutions, versus political reflexes that act solely through reaction and perception.

In this context, Özdağ's field-oriented political style stands out as one of the key topics shaping the direction of political debates in Turkey.

Leaders Who Guide Society
The difference between leaders who guide society and actors who merely react emerges here.

Those who approach with intellect Think, produce, strategize.

Those who act with reaction React without questioning, imitate, are directed.

This distinction is observed not only among individuals but also among political movements.

Two main approaches stand out in society: Those who analyze, and those who react.
Much of the criticism directed at rising political figures is often reflexive and emotional rather than constructive.

Two types of approaches are becoming evident in society:

Those who have a brain laugh

Analyze events, make sense of them, and approach with common sense.

Those who sell their brain grin Do not question the content, merely project an image.

This situation is clearly visible on social media. Genuine debates are often replaced by slogans, hashtags, and superficial reactions.

Broad Perspective
Criticism is essential for politics to progress healthily. However, when criticism is not based on knowledge, data, and reason, it easily gives way to jealousy and efforts to discredit. This reduces the quality of public debate.

In conclusion, the issue is simple yet profound:

The real divide in politics is occurring not between ideologies but between mentalities. Between those who think and those who react… Between those who laugh and those who merely grin… And perhaps most importantly: Between those who have a "head” and those who merely carry a "skull”

“Those who have a brain laugh… Those who sell their brain grin.”

yilmazparlar@yahoo.com

6 Şubat 2026 Cuma

Epsteın Dosyası Türkiye Siyasetinin Gündeminde-Yılmaz Parlar

  

Ümit Özdağ’ın Türkiye ve dünya siyasetini sarsan uyarıları

Bu bir milli güvenlik meselesidir

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, 5 Şubat 2026’da düzenlediği basın toplantısında yalnızca Türkiye’nin değil, küresel siyasetin yıllardır tartıştığı en kritik dosyalardan biri olan Jeffrey Epstein operasyonuna dikkat çekti.

Epstein Dosyası Neden Önemli?

Dünya ve Türkiye Siyasetine Etkileri

Jeffrey Epstein dosyası, yalnızca bir suç örgütünü ya da bireysel istismar vakalarını değil; küresel güç ilişkilerindeki şantaj mekanizmalarınıüst düzey siyasetçi–istihbarat bağlantılarını ve devletlerin karar alma süreçlerine etki eden gizli yapıları ilgilendiriyor.

Özdağ’ın ele aldığı dosya, günümüzde çok az siyasetçinin cesaretle üzerine gittiği, devletler arası güç mücadelelerinin karanlık yüzünü açığa çıkaran bir konu.

Özdağ’ın özellikle ABD Adalet Bakanlığı tarafından milyonlarca dokümanın erişime açılması sonrasında yaptığı analiz, hem Türkiye’nin milli güvenliğine hem de dünya siyasetinin karanlık ilişkiler ağının deşifre edilmesine dair önemli bir uyarı niteliği taşıyor.

Türkiye’de çoğu siyasi aktörün uzak durduğu böylesine hassas bir başlıkta Özdağ’ın net ve cesur tutumu, basın toplantısının önemini daha da artırdı.

Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ’dan Epsteın Dosyası Uyarısı

“Bu sıradan bir pedofili davası değil; küresel siyaseti şekillendiren stratejik bir casusluk operasyonudur.”

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, basın toplantısının son bölümünde dünya siyasetini sarsan Epstein skandalına geniş yer ayırdı.

“ABD tarihinin en büyük casusluk operasyonlarından biri”

Özdağ, ABD’de patlayan Epstein dosyasını,

“tarihin en büyük casusluk ve şantaj operasyonlarından biri”
olarak nitelendirdi.

ABD Adalet Bakanlığı’nın kısa süre önce milyonlarca belge, fotoğraf ve videoyu erişime açmasının “rutin bir işlem olmadığını” belirten Özdağ, zamanlamanın İran operasyonları ile aynı döneme denk gelmesinin de “tesadüf olamayacağını” öne sürdü.

“Hedef siyasetçiler ve küresel güç dengeleri”

Özdağ’a göre Epstein dosyası yalnızca bir pedofili soruşturması değil;
uluslararası siyasette devlet adamları, iş insanları ve karar vericilere yönelik uzun vadeli şantaj mekanizmalarının parçası.

Türkiye İddiaları, ‘Bir Çalışma Grubu Oluşturduk’

Özdağ, Türkiye ile bağlantılı iddialar bulunduğunu hatırlatarak konunun Zafer Partisi içinde özel bir ekip tarafından incelendiğini açıkladı.

Basına sızan bazı isimlerin süreçle ilişkilendirildiğini hatırlatan Özdağ:

“Bu kişilerin şantaj, istismar, bilgi sızdırma ve yabancı istihbarat servisleriyle bağlantı iddialarının araştırılması gerekir”dedi.

“Bu bir milli güvenlik sorunudur”

Özdağ, dosyanın Amerikan siyasetinde dahi etkili olduğu iddiası dikkate alındığında, Türkiye’de yaratabileceği etkinin hafife alınamayacağını söyleyerek konunun milli güvenlik boyutuna vurgu yaptı.

‘Antalya, Adana, Deprem Kayıpları’ – Ciddi İddialar Detaylı Araştırma Bekliyor

Özdağ, sosyal medyada yer alan ve kamuoyunda tartışılan çeşitli iddialara da değinerek bunların devlet ciddiyetiyle araştırılması gerektiğini ifade etti.

Bahsettiği başlıklar arasında:

Adana’da hastaneden kaçırıldığı iddia edilen çocuklar

Epstein’ın Antalya’da “masaj stajı” adı altında görevlendirdiği ileri sürülen çalışanlar

Aynı otelde 16 yaşındaki bir stajyerin şüpheli ölümü

1999 İzmit depremi sonrası kayıp çocuklar

6 Şubat depremleri sonrası kayıp çocuklar

Bu başlıkların hepsi için Özdağ, “Türkiye’de pedofili ve cinsel saldırı dosyaları yeterince araştırılmıyor” dedi.

Ayrıca kamuoyunda büyük tepki toplayan tarikatlarda çocuk istismarı gibi olayların üstünün örtüldüğünü hatırlatarak, Türkiye’deki mevcut yargısal ve siyasi atmosferde Epstein dosyasının derinlemesine araştırılmasının zor olduğunu söyledi.

ABD’de dahi siyasi liderlerin, başkanların ve istihbarat servislerinin adı geçtiği böylesi bir dosyada Türkiye’nin de çeşitli iddialar çerçevesinde anılması doğal olarak dikkat çekiyor.

Ancak tüm iddialar, hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde;
delile dayalı, objektif, tarafsız ve şeffaf bir soruşturma gerektiriyor.

Özdağ’ın bu konuyu gündeme taşıması:

Türkiye’de tartışılmaktan kaçınılan bir başlığı açması,

Milli güvenlik vurgusu yapması,

Uluslararası ilişkilerde şeffaflık talep etmesi

açısından siyaset sahnesinde dikkat çekici bir hamle olarak değerlendirilebilir.

“Zafer Partisi İktidarda Bu Dosyanın Üzerine Gidecek”

Son bölümde Özdağ,“Türk milleti şüphe duymasın. Zafer Partisi ilk seçimde iktidarın güçlü paydaşı olacak ve AKP döneminin tahribatı hızla onarılacak.”
ifadelerini kullanarak konuşmasını tamamladı.

yilmazparlar@yahoo.com

18 Aralık 2025 Perşembe

Ümit Özdağ Antalya’da Türk Milleti Adına Önemli Uyarılar-Yılmaz Parlar

  

Devlet Aklıyla Konuşan Lider Ümit Özdağ’dan , Tarihi Uyarılar

Terörle Yapılan Gizli Anlaşma Türk Milletine Kabul Ettirilmek İsteniyor

Türkiye’nin kritik bir eşikten geçtiği bir dönemde, Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Antalya’da gerçekleştirdiği Türk Milleti Toplantısı’nda yalnızca bir siyasi değerlendirme yapmadı; devlet ciddiyetiyle, tarih bilinciyle ve millet adına hesap soran bir lider profili ortaya koydu.

Özdağ’ın açıklamaları, günlük siyasetin ötesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısı, milli egemenliği ve geleceği açısından hayati başlıkları kapsadı.

Tarihi nitelikte açıklamalarda bulundu. Toplantı, Türkiye'nin geleceğini ilgilendiren kritik konuların cesur, net ve belgelere dayalı şekilde masaya yatırıldığı bir zirve niteliği taşıdı.

Bir Liderin Duruşu, Vizyoner Çözümlerle Dolu, Milli Duruşta Ödünsüz Bir Performans

Prof. Dr. Ümit Özdağ, bu toplantıda sadece bir siyasi lider olmanın ötesine geçerek, adeta bir devlet adamı sorumluluğu ve stratejist öngörüsüyle milli meselelere bütüncül çözümler sundu.

Konuşması, derin analiz gücü, tarihi perspektif ve somut projelerle bezeliydi. Her soruna sadece teşhis koymakla kalmayıp, tedavi reçetesini de sunan bu kapsamlı değerlendirme, onun siyaset sahnesindeki benzersiz konumunu ve liderlik vasfını bir kez daha tescilledi.

Ümit Özdağ, Sessiz Kalan Devletin Yerine Konuşan Lider

Prof. Dr. Ümit Özdağ, konuşmasının ilk dakikalarından itibaren meselelere sloganla değil soru sorarak, polemikle değil belgeyle, hamasetle değil devlet aklıyla yaklaştı. Özdağ’ın bu yaklaşımı, onu alışılmış siyasi aktörlerden ayıran temel farkı bir kez daha gözler önüne serdi.

Halk'tan Gizlenen 62 Sayfalık Tutanak

Özdağ, terör örgütü PKK ve elebaşı Abdullah Öcalan üzerinden yürütülen sürece ilişkin olarak, kamuoyundan gizlenen görüşmelerin varlığına dikkat çekerek, “Madem hayırlı bir iş yapıldığını düşünüyorsunuz, neden Türk milletinden saklıyorsunuz?” sorusunu yöneltti.

Özdağ, İmralı görüşmelerine dair 62 sayfalık esas tutanakların 17, ardından da 4 sayfaya indirilerek halktan gizlendiğini vurguladı. Türk milletine sorduğu şaşırtıcı sorularla müzakere masasındaki iddia edilen talepleri sıraladı:

Öcalan'ın Gabar petrolünden ve bölgede üretilen elektrikten pay istedi mi?

Anayasa'dan Türklük tanımının çıkarılmasını istedi mi?

Kürtçenin ikinci resmi dil olmasını ve ana dilde eğitimi talep etti mi?

YPG/SDG'nin dağılmayacağını, sadece polis örgütü adını alacağını söyledi mi

Bu soru, toplantının omurgasını oluşturdu.

Kapalı Kapılar Ardındaki Pazarlığa Açık İtiraz

Genel Başkan Özdağ, 22 Ekim 2024’ten itibaren yaşanan gelişmeleri kronolojik bir netlikle hatırlatarak, “asla müzakere yok” denilen sürecin fiilen bir al-ver pazarlığına dönüştüğünü vurguladı. İmralı’ya giden milletvekilleri, kamuoyuna açıklanmayan tutanaklar ve basına sızan sayfa sayıları üzerinden konuşan Özdağ, şeffaflık eksikliğini devlet-millet bağını zedeleyen bir tehlike olarak tanımladı.

Özdağ’ın özellikle altını çizdiği nokta, PKK’nın taleplerinin artık silah bırakma değil, anayasal düzeni hedef alan siyasi dayatmalar haline gelmiş olmasıydı. Üniter devlet yapısı, Anayasa’nın 66. maddesi, ana dilde eğitim ve ikinci resmi dil tartışmaları, Özdağ’ın ifadelerinde açık bir “devletin temeline yönelmiş saldırı” olarak yer aldı.

Biz Hangi Savaşı Kaybettik?

Toplantının en çarpıcı bölümlerinden biri, Özdağ’ın “ikinci aşama” söylemine verdiği yanıt oldu. “Biz hangi meydan savaşını kaybettik ki şimdi barış anlaşması yapıyoruz?” sorusu, salonda olduğu kadar kamuoyunda da yankı uyandıracak nitelikteydi.

Özdağ, terör örgütünün silah bırakmadığı, teslim olmadığı bir ortamda hukuki düzenlemelerden söz edilmesini, devlet ciddiyetiyle bağdaşmayan bir teslimiyet hali olarak tanımladı. Bu yaklaşım, onun güvenlik meselelerine duygusal değil, stratejik baktığını bir kez daha ortaya koydu.

Dış Politika, Güvenlik ve Devlet Zaafı Uyarısı

Konuşmasında sadece iç siyasete değil, dış politika ve güvenlik başlıklarına da geniş yer ayıran Özdağ; Ege, Kıbrıs, Karadeniz ve hava sahası ihlalleri üzerinden “devlet otoritesindeki aşınmaya” dikkat çekti. Kimliği belirsiz bir İHA’nın Ankara’ya kadar ilerlemesini “affedilemez bir skandal” olarak nitelendiren Özdağ, Milli Savunma Bakanlığı’na net ve cevaplanması gereken sorular yöneltti.

Deprem, Sanayi ve Planlı Devlet Vurgusu

İstanbul depremi ve sanayinin Marmara’da yoğunlaşması konusundaki uyarılarıyla Özdağ, sadece bugünü değil yarını planlayan bir lider profili çizdi. Zafer Partisi’nin “4 Deniz 4 Bölge Projesi”ni hatırlatan Özdağ, Devlet Planlama Teşkilatı’nın yeniden kurulmasının bir tercih değil, zorunluluk olduğunu vurguladı.

Uyuşturucu, Sığınmacılar ve Milli Güvenlik

Uyuşturucu ile mücadeleyi bir “asayiş” meselesi değil, milli güvenlik meselesi olarak ele alan Özdağ, PKK’nın uyuşturucu trafiğiyle bağını açık ifadelerle dile getirdi. Anadolu Kalesi ve Tertemiz Türkiye projeleriyle Zafer Partisi’nin bu alandaki somut yol haritasını da kamuoyuyla paylaştı.

Ekonomik Tablo, Rakamlarla Yoksulluk

Konuşmasının sonunda paylaştığı borç ve gelir verileriyle Özdağ, Türkiye’deki ekonomik çöküşü rakamlarla ortaya koydu. Kişi başına düşen borçtan asgari ücret tartışmasına kadar uzanan bu bölüm, Özdağ’ın sadece güvenlik değil, sosyal adalet meselesini de merkezine alan bir siyaset yürüttüğünü gösterdi.

43,3 Milyon Kişinin Borç Batağı, "Kişi Başı 125 Bin Tl Borç"

Konuşmasını çarpıcı ekonomik verilerle tamamlayan Özdağ, 43,3 milyon bireysel kredi kartı borçlusu olduğunu ve toplam borcun 5,4 trilyon TL'ye ulaştığını açıkladı. Bu rakamın kişi başı 125 bin TL veya 6 asgari ücrete denk geldiğini vurgulayarak, yoksulluğun boyutlarını gözler önüne serdi. Zafer Partisi olarak "En düşük emekli aylığı asgari ücretin altında olamaz" ilkesini bir kez daha hatırlattı.

Prof. Dr. Ümit Özdağ'ın Antalya'daki bu kapsamlı konuşması, Türkiye'nin içinde bulunduğu çok boyutlu krize karşı hazırlıklı, programlı ve kararlı tek siyasi alternatifin Zafer Partisi olduğunu bir kez daha tüm açıklığıyla ortaya koydu.

Net Sonuç… “Anlaşma Zaten Yapıldı”

Basın mensuplarının sorusu üzerine yaptığı değerlendirme ise toplantının final mesajı oldu. Özdağ, yaşanan sürecin bir müzakere değil, önceden yapılmış bir anlaşmanın Türk milletine kabul ettirilme süreci olduğunu ifade ederek, sürecin en net fotoğrafını çekti.

yilmazparlar@yahoo.com

4 Kasım 2025 Salı

Ümit Özdağ Türk Halkı İradesinin Ortadan Kalkmasına İzin Vermez-Yılmaz Parlar

 

Ümit Özdağ’dan demokrasi, seçim ve milli irade vurgusu; “Sandık, bu ülkenin son kalesidir.”

"Milli Üniter Laik Devletin Son Kalesiyiz"

 Türk Siyasetinin Merkezinde Biz Varız

 “Atatürk’ün Kurduğu Cumhuriyeti 21. Yüzyıla Taşıyacağız”

“İttifaklar Zamanla Netleşir – Uzun Süreli Koalisyonlar Yıpratır”

Türkiye’nin siyasal atmosferi seçim tartışmalarıyla yeniden ısınıyor. Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, katıldığı bir televizyon programında ülkenin geleceğine, olası ittifaklara ve seçim sürecine ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri, muhalefete yönelik operasyon iddiaları, Zafer Partisi'nin siyasetteki konumu ve ittifak stratejisi gibi Türkiye'nin gündemine dair çok kritik mesajlar verdi.

Özdağ’ın sözleri, yalnızca siyasi bir yorum değil; aynı zamanda Türk demokrasisine sahip çıkan güçlü bir uyarı niteliğindeydi.

“Türk halkı iradesinin ortadan kalkmasına, göz ardı edilmesine, müdahalesine izin vermez. Bu millet iradesine sahip çıkar; sandık bu ülkenin son kalesidir.”

Kimse Seçimsiz Türkiye’ye Cesaret Edemez


Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçimleri erteleyebileceği yönündeki söylentilere değinen Özdağ, iddiaları ciddiye almadığını belirtti.

"Erdoğan'ın böyle bir plan olduğunu düşünmüyorum. Türkiye'de demokrasi adına geriye bir tek sandık kaldı. Onun için bu sandığın ortadan kalkmasına Türkiye Cumhuriyet Devleti'nin devlet kültürü, Türk halkının siyasal kültürü izin vermez. Seçimlerin olmadığı bir ülke çok rahatlıkla bir diktatörlük olarak nitelendirilebilir.

“Erdoğan seçmeni tanıyan bir siyasetçi. Seçmenin iradesine yapılan her müdahalenin tepkisini defalarca yaşadı. 2019’da İstanbul seçimlerinde 13 bin fark 850 bine çıktı. Bu halk iradesiyle oynanmasından hoşlanmaz. Türkiye’de sandık kalkmaz.”

Özdağ, seçimlerin demokrasi için bir zorunluluk olduğunu vurguladı:

“Seçimsiz bir Türkiye diktatörlük olur. Ama bu ülkenin ekonomik, siyasi, kültürel yapısı buna izin vermez. Seçim zamanı geldiğinde yapılacaktır. Halkın iradesi bu ülkenin en sağlam zeminidir.”

İmamoğlu Ve Yavaş’a Operasyon Olursa Halk Cevabını Sandıkta Verir”


Özdağ, İmamoğlu’nun tutukluluğu ve Mansur Yavaş hakkındaki iddialar hakkında da net konuştu:

“Türk Halkı İradesiyle Oynanmasına İzin Vermez”

“İmamoğlu tutuklandı, Silivri’de yanındaydım. Eğer şimdi Mansur Yavaş’a da benzer bir süreç işletilirse, halk sandıkta çok sert tepki gösterir. Türk halkı kendi iradesine dokunulmasından hoşlanmaz.”

2019 seçimlerine atıf yapan Özdağ, o dönemdeki tepkinin unutulmaması gerektiğini söyledi:

“Aynı zarftan çıkan oylardan biri geçerli biri geçersiz sayıldı. Halk bunu unutmadı. Şimdi de benzer bir tablo oluşursa, sonuç yine milletin iradesiyle değişir.”

“İttifaklar Zamanla Netleşir – Uzun Süreli Koalisyonlar Yıpratır”


Zafer Partisi ile İYİ Parti arasında gündeme gelen olası ittifak iddialarını da değerlendiren Özdağ, stratejik bir duruş sergiledi:

“Siyaset bir ittifak sanatıdır. Ama şu an erken. Seçimlere 4–5 ay kala tablo netleşir. Uzun süren ittifak görüşmeleri partileri yıpratır. Biz kısa, ilkeli ve kararlı işbirliklerinden yanayız.”

“Zafer Partisi Siyasetin Milli Merkezindedir”

Partisinin ideolojik konumunu netleştiren Özdağ, Zafer Partisi’nin kuruluş felsefesine sıkı sıkıya bağlı olduğunu vurguladı:

"Biz Atatürk çizgisinde Türk milliyetçileriyiz ve siyasetin merkezindeyiz. Milli merkeziz biz. Şu an Türkiye, milli üniter laik devletten çok uluslu bir federasyona geçilmeye çalışıldığı bir dönemde. Milli üniter laik devletin son siperiyiz, son kalesiyiz. Ve amacımız bu siperi geçilmez hale getirecek şekilde güçlendirmek."

“Biz milli, üniter, laik devletin son siperi, son kalesiyiz. Kuruluş felsefesinden taviz vermeyen partiyiz. Anayasanın ilk üç maddesi, 66. ve 42. maddeleri kırmızı çizgimizdir.
Atatürk bu ülkenin kurucusudur; biz onun yolundayız.”

“Atatürk’ün Yolunda Bütün Vatanseverlere Kapımız Açık”

Ümit Özdağ, Zafer Partisi’nin herkesi kucaklayan bir milli duruşta olduğunu şu sözlerle özetledi:

“Mustafa Kemal, mandacı Halide Edip’i bile dışlamadı, kucakladı. Çünkü ülke için birlik gerekiyordu. Biz de bugün aynı anlayıştayız.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ilkelerine inanan herkes Zafer Partisi’nde yer bulabilir.”

 “Bu Ülkede Milletin İradesi Esastır”

Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ’ın açıklamaları, Türk siyasetinde yankı uyandıracak nitelikteydi.
Sözleri, hem demokrasiye hem de milli birliğe güçlü bir çağrı olarak değerlendirildi:

“Cumhuriyetin ağır bir krize sürüklendiği bu dönemde Türk milleti iradesine sahip çıkacaktır.
Bu ülkenin son sözü yine milletindir.”

yilmazparlar@yahoo.com

13 Ekim 2025 Pazartesi

Türk Kadınının Rolü ve Türk Tarihinin Kökenleri-Yılmaz Parlar

  

Aydınlar Ocakları 53. Şura'sında Türk Kadınının Rolü ve Türk Tarihinin Kökenleri Konuşuldu

Aydınlar Ocakları'nın 10-11-12 Ekim 2025 tarihlerinde düzenlediği 53. Şura Toplantısı'nın ikinci gününde, Prof. Dr. Mualla Uydu Yücel ve Op. Dr. Tuğrul Kihtir önemli konuşmalar yaptı. İki konuşmacı da, Türk tarihi, kültürü ve birliği üzerine yaptıkları vurgularla dikkat çekti.

Prof. Dr. Mualla Uydu Yücel: "Türk Birliği'nin Temel Taşını Kadınlar Döşeyecek"

Tarihçi Prof. Dr. Mualla Uydu Yücel, Kazakistan'da geçirdiği yıllara değinerek başladığı konuşmasında, Türk tarihinde kadının merkezi rolüne dikkat çekti.

Kadın ve Erkek Yan Yana: Türk kültürünün, kadın ve erkeği doğuştan gelen özelliklerine göre hayatı paylaştıran bir yapıya sahip olduğunu belirten Yücel, "Biz hep yan yana, gönül gönüle gidiyoruz" dedi.

Tarihi Misyon: Türk milletinin aynı yüzyılda farklı coğrafyalarda birden fazla devlet kurabilen tek millet olduğunu ifade etti.

Kadın Ailenin, Aile Devletin Teminatıdır: "Bugün burada olan herkesi yetiştiren kadındır" diyen Yücel, kadını ailenin, aileyi ise devletin teminatı olarak tanımladı. Kültürün ve değerlerin aktarımında kadının birinci derecede rol oynadığını vurguladı.

Türk Dünyası Kadınlar Birliği: Kurduğu Türk Dünyası Kadınlar Birliği ile farklı coğrafya ve mesleklerden kadınları bir araya getirdiklerini anlattı. "Balkanlardan Tanrı Dağları'na kadar her coğrafyadan kadın 'buradayız' diyor" ifadesini kullandı.

Çağrı: Kadınların annelik misyonu ve toplumu bilinçlendirmedeki rolüne işaret eden Yücel, "Kadınlar olarak Türk birliğinin oluşmasında en önemli rolü kadınların oynayacağına yürekten inanıyorum" diyerek sözlerini tamamladı.

Op. Dr. Tuğrul Kihtir: "Türk Tarihi 24 Bin Yıllıktır, Genetik Bunu Kanıtlıyor"

Op. Dr. Tuğrul Kihtir ise yaptığı çarpıcı konuşmada, Türk tarihinin kökenlerine ve genetik biliminin bu konudaki kanıtlarına odaklandı.

Tarihin Çarpıtılması: Türk tarihinin 1071'le sınırlandırılmasına tepki gösteren Kihtir, Atatürk'ün Türk Tarih Kurumu'nu kurarak Türk tarihini "saklandığı kutudan çıkardığını" ancak 1941'de müfredattan kaldırılarak Avrupa merkezli tarihin okutulmaya başlandığını iddia etti.

Anadolu'nun Kadim Türk Yurdu: Anadolu'daki Göbekli Tepe, Karaz ve Kur-Aras kültürlerinin Türkler tarafından kurulduğunu öne sürdü.

Genetik Kanıtlar: "Genetik yalan söylemez" diyerek, genetik araştırmaların Türklerin antropolojik ve genetik yapısının günümüzden 24.000 yıl önce Altay-Sayan bölgesinde (Angara Nehri civarı) şekillendiğini gösterdiğini belirtti.

Türkler, Asya'nın Beyazlarıydı: Türklerin "Asya'nın beyazları" olduğunu ve Avrupa'nın genetik havuzunun büyük ölçüde Türk kökenli gruplar (R1b gibi) tarafından şekillendiğini, bu genetik izlerin Almanlardan İngilizlere kadar birçok toplumda görüldüğünü iddia etti.

Etrüskler ve Diğer Bağlantılar: Etrüsklerin Türk kökenli olduğunu, tanrıçaları "Turan"ın isminin bunun kanıtı olduğunu savundu. Ayrıca Koreliler ve Japonların da ana Türk kitlesinden ayrılmış boylar olduğunu öne sürdü.

Çin Kültürüne Etki: Çin kültüründeki Gök Tanrı inancı gibi unsurların Türklerden geçtiğini iddia ederek, Türk medeniyetinin kadim ve kurucu rolünü vurguladı.

Şuranın ikinci günü, Türk milletinin geçmişinden güç alarak geleceğe yönelik perspektiflerin, hem sosyolojik hem de tarihsel-genetik boyutlarıyla masaya yatırıldığı canlı tartışmalara sahne oldu.

"Bir Sevdadır Ülkü" Belgeseli Türk Dünyasında Büyük Yankı Uyandırdı

 Nusret Esi’den Anlamlı Vefa

Belgeselin yapımcısı Nusret Esi, bu çalışmanın temelinde ağabeyi Aydın Esi’nin mücadelesinin yattığını vurguladı. 12 Eylül darbesinde gördüğü işkenceler sonucu hayatı değişen Aydın Esi’nin anılarını yazıya döktüğünü belirten Nusret Esi, onun vasiyeti üzerine kitabı değil, filmi hayata geçirdiğini söyledi:

“Rahmetli ağabeyim bana ‘Bu kitabı bastır’ demişti. Ben de ona ‘Abi Türkiye’de kitap az okunuyor, bu film olur’ dedim. O da ‘Tamam film çek’ diyerek onay verdi. İşte bu belgesel, onun emaneti olarak doğdu.”

Çok sayıda birbirinden değerli konuşmacıların ardından plaketler takdim edildi. Toplu aile foto çekimi ve Türk muziği konseyle ikinci gün son buldu.

yilmazparlar@yahoo.com

8 Ekim 2025 Çarşamba

Ümit Özdağ’ın Derdi Ne?-Yılmaz Parlar

  Ümit Özdağ’ın Derdi Ne

Evet, soruyorlar: “Ümit Özdağ’ın derdi ne?” Cevabı son derece net ve berrak: Onun derdi, Türkiye’dir. 

Damarlarında Atatürk’ün Ruhu, Kalbinde Türkiye Sevgisi Var

Damarlarında Atatürk’ün ruhu dolaşan, kalbinde Türk milletine sonsuz sevgi taşıyan bir lider…

Damarlarında akan kanda, Atatürk’ün kurduğu bu cumhuriyete ve Türk milletine duyulan sarsılmaz bir sevgi, sınırsız bir bağlılık ve yeniden ayağa kaldırma azmi vardır.

Onun miting meydanlarında yankılanan sesi, sadece bir siyasetçinin sözleri değil, bir mücadele adamının, bir fikir işçisinin yılmaz davetidir.

Liderlik Cesaret İster, Ümit Özdağ Türkiye’yi Gerçek Liyakatle Buluşturuyor

Ümit Özdağ’ın derdi makam değil, milletin yeniden ayağa kalkmasıTürkiye’nin yeniden akılla, liyakatle, adaletle yönetilmesi.

Bugün Zafer Partisi sadece bir siyasi hareket değil; vatanını seven, aklıyla çalışan, yüreğiyle inanan insanların buluştuğu bir gönül ordusu.
Ümit Özdağ bu ordunun önünde, kararlılığı, bilgeliği ve cesaretiyle bir lider, bir yol gösterici olarak yürüyor.

Liderlik Vasıflarıyla Ümit Özdağ

Netlik ve Dürüstlük

 Siyasetin puslu havasına bulaşmamış, her konuda “doğruyu” söylemekten çekinmeyen, milletine karşı şeffaf bir duruşu vardır. Söylediği her söz, yaptığı her çıkış, araştırılmış, belgelenmiş ve milletin menfaatini esas almıştır.

İlmi ve Aklı Rehber Edinmiş Bir Lider

Sıradan bir politikacı değil, bir düşünce insanıdır. Her politikasının, her projesinin altı sağlam verilerle, bilimsel stratejilerle ve akılcı çözümlerle doludur. Bu özelliği, onu “sözü dinlenen” bir lider haline getirmiştir.

Kararlılık ve Yılmaz Mücadele Ruhu

Hiçbir baskı, hiçbir karalama kampanyası onu Türkiye sevdasından, milli davasından bir adım geri attıramamıştır. Adeta bir “istiklal mücahidi” gibi, inandığı yolda tereddütsüz yürümektedir.

Başkan, partinin aynasıdır

 Zafer Partisi, Ümit Özdağ’ın etrafında şekillenmiş değildir; bilakis, Ümit Özdağ, Zafer Partisi’nin temsil ettiği ülkünün, milli duruşun ve Türkiye sevgisinin en somut yansımasıdır. “Başkan, partinin aynasıdır” sözünün en hakiki karşılığıdır.

Zafer Partisi, Bilimle, Ahlakla, Cesaretle Yükselen Yeni Nesil Hareket

Ümit Özdağ, sadece bir siyasi lider değil; bir bilim insanı, bir vatansever, bir rehber.
Onun liderliğinde Zafer Partisi, cesaretini Atatürk’ten, gücünü milletten, hedefini bilimden alıyor.

Her konuşmasında, her adımında saygı, sevgi ve milli bilinç var.
Bu yüzden Zafer Partisi, yeni bir ruhun, yeni bir Türkiye’nin sembolü haline geliyor.

Atatürk’ün İzinde, Türk Milleti’nin Kalbinde Ümit Özdağ Liderliğinde Bir Zafer Yolculuğu

Zafer Partisi Liyakatin, Bilimin, Vatan Sevgisinin Partisi

Türkiye’nin her köşesinde, akademisyenler, liyakat sahibi bireyler, çalışkan ve azimli gençler, Zafer Partisi’nin saflarına katılıyor.

Zafer Partisi sadece bir siyasi oluşum değil, bir arayışın, özlemin ve inancın adresidir. Bu partiye her geçen gün katılan, yurdunu gerçekten seven elit insanlar boşuna değil.

Onlar, partinin rozetini takarken, sadece bir siyasi tercihte bulunmuyor; bir idealin, yarınlara dair umudun ve “Yeni Bir Türkiye” inşasının neferleri olduklarını beyan ediyorlar.

Çünkü burada etik var, bilgi var, adalet var, vatan sevgisi var.
Her yeni üye, bu kutlu davanın bir parçası olmanın gururunu taşıyor.

Zafer Partisi’ne katılmak, sadece bir partiye üye olmak değil;
Atatürk’ün mirasına sahip çıkmak,
Cumhuriyet değerlerini yeniden yüceltmek,
ve gelecek kuşaklara güçlü bir Türkiye bırakmak demektir.

Neden Zafer Partisi’ne Katılmalı?

Anlamlı Sebepler;

Atatürk’ün izinde yürüyen, milli değerleri savunan bir hareketin parçası olmak.

Liyakat ve bilimin esas alındığı bir siyaset anlayışını desteklemek.

Türkiye’nin geleceği için fikir, emek ve yürek koymak.

Cesur, adaletli ve çalışkan insanların yanında yer almak.

Yeni bir Türkiye idealine katkı sunmak.

Liyakatın ve Aklın Yeniden İktidarı İçin

Liyakatın unutulduğu, kayırmacılığın kol gezdiği bir dönemde, Zafer Partisi, liyakati, bilgiyi ve aklı yeniden Türkiye’nin yönetim merkezine taşıma sözü veriyor.

Tam Bağımsız ve Gerçekten Milli Bir Duruş İçin

Ülkemizin bekası ve milletimizin menfaati her şeyin üzerindedir. Bu duruştan taviz vermeyen tek adrestir.

Sevginin, Saygının ve Kardeşliğin Siyaseti İçin

Kinin, nefretin ve kutuplaşmanın değil; sevginin, saygının ve milli birlik ruhunun siyasetini yapmaktadır.

Gençlere Gerçek Bir Gelecek Vaat Ettiği İçin

Göç ve ekonomi politikalarıyla, gençlerimize kendi ülkelerinde, gururlu ve müreffeh bir gelecek kurma azmindedir.

Sadece Eleştirmek İçin Değil, Çözüm Üretmek İçin Çalıştığı İçin

Her soruna, “Biz olsak ne yaparız?” sorusuyla yaklaşan, somut ve uygulanabilir politikalar üreten bir ekoldür.

Bu davaya katılmak, yalnızca bir siyasi tercih değil,
geleceğe bırakılacak en büyük milli miras olacak.

Ümit Özdağ, ülkesine gönülden bağlı, bilgeliğiyle yol açan, cesaretiyle örnek olan bir liderdir.
Onun liderliğinde Zafer Partisi, sadece bir siyasi parti değil; vatanına inanan insanların buluştuğu bir gönül hareketidir.
Bu yüzden her yürekli, her dürüst vatandaşın bu “Zafer yürüyüşünde” bir adımı olmalı.

Ümit Özdağ ve Zafer Partisi’nin Yükselen İdeali Yeni Türkiye’nin Mimarı

Zafer Partisi, bilgiyle yoğrulmuş cesur bir Türkiye hayalinin adıdır.
Ümit Özdağ bu hayali gerçeğe dönüştürmek için “milletle omuz omuza” yürümeye devam ediyor.

sevginin, saygının, aklın, bilimin, liyakatin ve en önemlisi, sarsılmaz bir Türkiye sevdasının siyasetteki karşılığıdır Zafer Partisi. Ve Ümit Özdağ, bu büyük davanın, bu büyük idealin yılmaz bir neferi ve kutup yıldızıdır. 

Yeni ve Güçlü bir Türkiye’nin inşası, bu idealin zaferiyle mümkün olacaktır.

yilmazoarlar@yahoo.com

Milliyetçi Seçmende Yeni Adres-Yılmaz Parlar

    Milliyetçi Oylarda Yeni Merkez, Zafer Partisi Gençler Ve Kadınlarda Dikkat Çeken Yönelim: Zafer Parti Etkisi SER-AR Anketinde Zafer Part...